GENEL OLARAK İLGİLENDİĞİ SORUNLAR
1-Evlilik Nedir? İdeal bir evlilik nasıl olmalıdır?
a-Bekar kadın ve psikolojisi.
b-Evlilikte eş seçimi nasıl olmalıdır.
c-İnsanlar niçin evlenirler? Evlenmenin ana dürtüleri nelerdir?
d-Evlenecek kişilerin kişilik yapıları nasıl olmalıdır?
e-Aşk ve Evlilik.
2-Evlilikte mutluluğun şartları
a-Düşünsel ve duygusal anlaşma
b-Kültürel anlaşma
c-Yaş konusu
d-Evlilik ve Kalıtım
e-Çeşitli organik hastalıklar ve evlilik
f-Ruh hastalarının evlenmeleri
3-Evlilikte Güncel Sorunlar
a-Evlilik mutsuzlukları(Sorunlar ve Çatışma)
b-Kocaların şikayetleri
c-Kadınların şikayetleri
4-Evlilikte Cinsel Sorunlar
a-Kadın cinsel fonksiyon bozuklukları
b-Erkek cinsel fonksiyon bozuklukları
c-Cinsel sapmalar
5-Toplumumuzda Cinsel Eğitim verilmelimidir?
Verilirse nasıl verilmelidir?
6-Aile sorunlarının psikoterapi ile çözümü
a-Bireysel Psikoterapi
b-Evlilik Psikoterapisi
c-Aile Psikoterapisi
d-Grup Psikoterapi
7-Aile Planlamasında Ruh Sağlığı
a-Gebelikten korunma
b-Gebelik psikolojisi
c-Gebelikteki ruhsal hastalıklar
8-Anne - Baba çocuk iletişimleri
a-Çalışan anne ve sorunları
b-Çocukların eğitim öğrenim sorunları
c-Çocukların anne-baba iletişimleri
d-Boşanmış anne-baba çocukları ve sorunları
e-Adapte(Evlat edinilmiş) çocuk sorunları
9-Çocukların ergenlik sorunları
a-Ergenlik nedir?
b-Ergenlik dönemi sorunları nelerdir?
c-Ergende sosyal uyum (Okul ve sosyal çevre)
d-Öğrenme ve ders çalışma sorunları
e-Sınav stresi ve onunla baş edebilme yöntemleri
f-Ergen anne-baba çatışmaları
g-Ergen ve karşı cins ilişkileri
h-Ergenlik dönemindeki gençlerin anne-babalarından ve çevrelerinden beklentileri nelerdir?
10-Kadın ve Erkeklerde yaş dönümü nedir?
a-Menopoz nedir?
b-Menopozdaki fiziksel ve psikolojik şikayetler nelerdir?
c-Menopozun psikoterapisi
d-Erkeklerin yaş dönümü psikolojisi ve psikoterapileri
EVLİLİKTE GÜNCEL SORUNLAR
GÜNCEL ALANDAKİ SORUNLAR
Güncel alandaki sorunlar genel yaşam alanındaki yani güncel iletişimlerdeki sorunlardır.Eşler arasında daima düşünsel,duygusal ve davranışsal yönden uyum olmalıdır.İnsanlar mutlu olmak için evlenirler.Eşlerin her alanda birbirlerinden beklentileri vardır.Bu beklentilerine cevap alırlarsa mutlu olurlar.Sağlam ve mutlu bir evlilik,iki ayrı kişiliğin birbirini bütünlemesiyle gerçekleşebilir.Buna eşlerin bütüncül uyumu diyebiliriz.
a-Evlilikte önce "Biz Benliği"nin kurulması gerekmektedir.
Yani her alanda bütünleşmek ve biz olmak gerekmektedir.Eğer biz benliği kurulmamışsa sorunlar yaşanır.
b-Eşler birbirlerine gerekli ilgi,sevgi,şefkati ve saygıyı göstermeliler.
Bu alanda çok sorunlar yaşanmaktadır."Eşim beni eskisi kadar sevip saymıyor,bana ilgi göstermiyor,hep kendi istediği olsun istiyor,beni adam yerine koymuyor" gibi yakınmalar gelmektedir.
c- Karşılıklı sağlıklı iletişimin kurulması gerekmektedir.
-Eşlerin bencil,benmerkezci düşünce ve davranışları evliliği çıkmaza götürür.Evlilikte düşünsel , duygusal ve davranışsal iletişimin kurulması çok önemlidir.Yani eşlerin birbirleri ile empati kurmaları ve onları anlamaya çalışmaları çok önemlidir.
d-Eşlerin sorunlarını paylaşmaları gerekmektedir.
Evliliğin temeli, karşılıklı insan insana iletişim ve etkileşime dayalı ilişkidir.Eşler arasında sağlıklı bir iletişim kurulamamışsa sorunların ortaya çıkması kaçınılmazdır.Boşanmaların %80 'i sağlıklı iletişim kuramamaktan yani geçimsizlikten ileri gelmektedir.
e-Eşlerin aileleri karışıyorsa.
İletişim bozulur.Senin ailen benim ailem tartışmaları ile evlilik mutsuz ve sorunlu olur.
f-Evdeki roller karışıyorsa.
Evde kimin ne yapacağı konusundaki roller iyice belirlenmezse sağlıklı bir iletişim ve etkileşim kurulamaz.
g-Kişilik ve yetiştirilme biçimi uyuşmazlığı:
Evlilikte farklı kişilik yapılarında olan ve farklı ailelerden gelen kadın erkek arasında uyum sorunları doğal olarak ortaya çıkacaktır.İki tarafında anlayışlı ve özverili davranışları ile bir orta yol bulmak mümkün olacaktır.
h-Eşler arasındaki otorite savaşı:
Geleneksel ailelerde erkek tüm ekonomik gücü elinde tuttuğu için yönetici durumundadır.Bu durumda aşırı baskı, ilişkilerde çatışma ortaya çıkarabilir.Hatta kadın şiddet bile görebilir.O zaman kadında depresyon gibi çeşitli ruhsal sorunlar ortaya çıkar.
i-İhanet (Aldatma) :
Evlilik dışı ilişkiler(illegal) biz benliğini onarılmaz biçimde yaralayarak eşleri boşanmaya kadar götürebilir.
j-Evlilikte çocuklardan kaynaklanan sorunlar:
Çocukların yetiştirilmeleri,eğitim ve öğretimleri ile ilgili fikir ayrılıklarından doğan sorun ve çatışmalar.
k-Geleceğe yönelik ortak amaçların olmayışı:
Ailenin geleceğe yönelik amaçlarının beklentilerinin belirlenmesinde eşler arasında görüş birliği gereklidir.
Bu saydığımız ve daha da sayamadığımız nedenlerden dolayı ailede eşler arasındaki uyum iletişim ve mutluluk bozulmuşsa, bu konuda boşanmayı düşünmeden önce bir aile terapistine başvurarak bu konuda psikoterapi almaları önemlidir.Günümüzde sorunsuz aile yoktur,psikoterapi ile kurtarılmış nice yuvalar vardır.
EVLİLİKTE CİNSEL SORUNLAR
CİNSELLİK
Bütün canlılarda olduğu gibi insanlarda'da biyolojik ve psikolojik ihtiyaç olan "Cinsel Güdü" yü doyuma ulaştırmak için düzenli bir cinsel yaşam gerekmektedir. Cinsel yaşamın temelinde istek,haz sevgi ve üreme bulunmaktadır.
Cinsel yaşam iki karşı cins arasında düşünsel ,duygusal ve davranışsal boyutlarıyla sosyal ve psikolojik bir iletişim ve etkileşim sağlamaktadır.
Cinsel sorunlar kişiye;Sevilmeme, beğenilmeme, yalnızlık, güvensizlik, yetersizlik, terk edilme korkusu, mahcup olma, küçük düşme, suçluluk ve eksiklik hissi gibi olumsuz duygular yaşatır.
Sorun tek boyutlu değildir,bazen organik ama çoğu zaman psikolojiktir.Eşler arasındaki güncel sorun ve çatışmalar cinsel yaşamı, cinsel sorun ve çatışmalarda güncel yaşamı etkiler.
Bu konu Yumurtamı tavuktan çıkar tavuk mu yumurtadan? sorusu gibidir.İki alandaki sorun ve çatışmalar doğal olarak birbirini etkiler.
Öteden beri "Cinsel Yaşam" dendiği zaman bedenlerin yaklaşması, birleşmesi anlaşıldığı için bu konudan bahsetmek ayıp ve günah sayılmıştı
CİNSEL SORUNLARIN ORTAYA ÇIKIŞ NEDENLERİ:
-Cinsel deneyimin sınırlı oluşu
-Cinsel bilgilemenin eksikliği ve yanlışlığı (Cinsel eğitimin verilmeyişi)
-Cinsel dürtünün zayıflığı
-Eşle olan genel ilişki sorunları
-Baskılı ve katı yetiştirilme tarzı
-Yerleşik yanlış inanışlar ve kalıp yargılar (Cinsel Mitler)
-Başarısızlık korkusu (Performans kaygısı)
-Geçmişte yaşanılan travmatik cinsel yaşantılar(Taciz ve Tecavüz)
-Psiko-seksüel gelişim sorunları
Toplumumuzda insanlar cinsel konularda konuşup açık iletişim kuramazlar,çocuk ve gençler anne babaları ile konuşup bilgi alamazlar,eşler bu konuda sorunları bile olsa açık konuşamazlar.Ülkemizde Halen birçok nedenle eğitimine başlayamadığımız cinsellik konusunda, çok fazla sorunlar yaşanmaktadır.
Cinselliği tanımamız için fizyolojisini ,anatomisini,psikolojisini bilmemiz gerekir.Cinsel uyarılmaya karşı erkek ve kadın fizyolojik tepkiler verir.Masters ve Johnson bu tepkileri dört evreye ayırır.
1-heyecanlanma (Uyarılma) evresi
2-plato evresi
3-orgazm evresi
4-Çözülme (Rahatlama) evresi
1-UYARILMA EVRESİ
Psikolojik ve fiziksel uyarılma sonucu ortaya çıkar.Bu evrede istemli ve istem dışı çalışan kasların gerilimi artar, damar göllenmesi başlar.
Cinsel uyaranın devam etmesi durumunda kadın ve erkek plato evresine girer.Bu evrede cinsel gerilim artarak kişinin orgazma geçeceği uç noktaya ulaşır.Eğer uyarı yetersizse kişi orgazmik rahatlamaya geçemeyecektir.Bu evrede vajina kasları istemsiz olarak kasılır.Orgazmda beynin ve psikolojik faktörlerin
3- ORGAZM EVRESİ
Cinsel zevkin doruğundaki duyguya orgazm denir.Orgazmın kesin bir tanısını yapmak mümkün değildir.Bu evrede vajina kasları istemsiz olarak kasılır.Orgazmda beynin ve psikolojik faktörlerin önemi tartışılamaz.”En önemli cinsel organ beyindir” diyebiliriz.
4- ÇÖZÜLME- RAHATLAMA EVRESİ
Yüksek orgazmik evreden sonra çözülme evresine girilir.İstem dışında oluşan bu gevşeme ve rahatlama sırasında kadınlar yeniden bir uyarı alırsa bir başka orgazm evresine girme potansiyeline sahiptir.

Tarih öncesi çağlardan beri insanlar cinsel organlara önem vermişler,hatta bazı ilkel toplumlarda doğa üstü bir güç taşıdığına inanmışlardır.Modern toplumlarda cinsel organlar genellikle utanılacak bir organ olarak görülmektedir..
ERKEĞİN CİNSEL ORGANLARI

Erkek sperma üretir ve döllenmenin gerçekleşebilmesi için spermaları kadınların dölyoluna boşaltır.Erkeğin cinsel organları bu işlevi yerine getirecek biçimde oluşmuşlardır.Sperma üretme iki er bezi tarafından yapılır.Bu bezler aynı zamanda ergenlikte çeşitli bedensel değişiklikleri sağlayan hormonlarıda üretir.Spermayı kadının dölyoluna ulaştıran organa penis denir.Penis aynı zamanda idrarında boşaltılmasına yarar.Spermayı erbezlerinden penise taşıyan bir kanal sistemi vardır.Her bir erbezi 250 kadar bölmeden oluşur.Bu küçük birbirine geçmiş borular ersuyu üreten kanalcıklardır.800 kadar kanalcıkta her gün milyonlarca sperma üretilir.Kanalcıklar birbirlerine bağlıdır, hepsi birden daha geniş bir toplama kanalına açılır.
Penisin boyutları üzerine pekçok yanlış inanış vardır.Bazı erkekler penislerinin kısalığını sorun yaparlar.Oysa penisin uzunluğu ve kısalığı ile cinsel fonksiyon arasında bir ilişki yoktur.Penisin büyük olması kişinin “daha erkek” olduğu anlamına gelmez.Cinsel ilişkide doyuma ulaşma penisin boyutu ile değil, cinsel bilgiler ve psikolojik uyumla ilgilidir.,

Sünnet , yani penisin başındaki derinin alınması dünyanın en eski adetlerinden birisidir.Özellikle Müslüman ülkelerde uygulanan sünnet sağlık açısından yararlı bir Dişlemdir.Sünnetsiz kişilerin baş derileri altında “Smegma” adı verilen bir salgı birikebilir.Sünnetli kişilerin eşlerinde rahim kanseri de daha az görülmektedir.
KADININ CİNSEL ORGANLARI

Kadında en dış organa “vulva” adı verilir.Vulvanın dış kısmına büyük yada dış dudaklar denir..Büyük dudaklar arasında daha ince ve küçük olan iç dudaklar vardır.Bunların üstte birleştikleri yerde “Klitoris” bulunur.Klitoris penisin kadındaki karşılığıdır.Penis gibi klitoriste uyarılma sonucunda sertleşir.Kanla dolar kadınların en çok zevk aldıkları yerdir.Dölyolu dudaklardan dölyatağına doğru üst ve iç yöne doğru uzanan bir geçittir.Üste doğru 65 derecelik bir kıvrım yapan dölyolu yaklaşık l0 santimetre uzunluğundadır.Normal olarak dölyolunun ön ve arka duvarları birleşik durumdadır.Cinsel birleşme ve doğum sırasında bu duvarlar kolayca açılırlar.Genç kadınlarda kıvrımlar halinde nemli ve pembe olan dölyolu, yaşlanma ile birlikte daha düzleşir. Dölyolu kasları istemli ve istem dışı çalışır.Dölyolunda sinir uçları yoktur.
Doğumdan önce dölütün büyüdüğü yer olan dölyatağı dikey duran bir armudu andıran boş bir organdır.Dölyatağının iç bölümü “Endometrium” denen bir doku tabakası ile kaplıdır.Bu tabakada pek çok bez ve kan damarları yer alır.Bu tabaka gebelik dönemi dışında ,ergenlik ve menopoz arasında her ay belirli değişikliklere uğrar.Adet dönemini belirleyen bu değişikliklerdir.
Dölyatağı gövdesinin üst bölümünden ve her iki yandan dışarıya doğru uzanan ince kanallara “Fallop kanalları” adı verilir.10 santimetre uzunluğunda olan bu kanallar yumurtalıklara ulaşırlar.Bitim yerleri parmağı andıran fallop kanallarının kaslı duvarları ritmik biçimde kasılırlar.Bu duvarları oluşturan hücreler küçük püsküller içerir.Bunlar yapılan her yumurtanın yumurtalıktan dölyatağına geçmesini sağlarlar.Normal olarak yumurtacığın bir sperma hücresi ile döllenmesi fallop kanalının üst bölümünde gerçekleşir.Döllenmiş yumurta dölyatağının iç bölümüne giderek yerleşir.
Erkeklerdeki er bezlerinin kadınlardaki karşılığı olan yumurtalıklar cinsel hücreler (Yumurtacık” üreten organlardır.Pembemsi beyaz renkte, badem biçiminde olan yumurtalıkların ortalama uçzunluğu 3 santimetre genişlikleri ise 2 santimetredir.Yumurtalıklar kadının cinsel hormonları olan östrojen ve progesteronun üretimini de sağlar.Bu hormonlar kana karışarak adet döneminde görülen değişikliklere yol açarlar.Östrojen aynı zamanda ergenlik döneminde vücuttaki değişiklikleri düzenler, kadının ikincil cinsel niteliklerinin yani göğüslerin,kadınsı görünümünve gövde kıllarının gelişmesini sağlar.
Kadın tüm yumurta hücreleri ile birlikte doğar.Yaşamı boyunca üreteceği yumurta hücreleri kendisinde vardır.Tahminlere göre bir kız çocuğun yumurtalıklarında yaklaşık 2 milyon yumurtacık vardır.Bunların bir kısmı sonradan yok olur.Ergenlik sırasında bunlardan 300 bin kadarı kalır.Genellikle her adet döneminde bir tek yumurtacık fallop kanalına düşer.Yani bir kadının üretken ömrü ortalama 35 yıl sayılırsa , bu süre içinde döllenebilecek yumurtacık sayısı yalnızca 450 dir.

|
Kızlık zarı nedir?
| |
Kızlık zarı doğa tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilmiş olan ve kesin görevi bilinmeyen bir dokudur,bazı bilim adamları adet görünceye kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan bir oluşum olarak bazılarıda sadece bir doku kalıntısı olarak değerlendirirler.
Hymen kızlık zarının latince ismidir ,eski Yunanlılarda düğün günü gelin götürülürken söylenen şarkılara HYMENAOUS derlerdi. Düğün tanrısının da adı HYMENAOUS idi. Zifaf gecesi kızlık zarı bu tanrıya adandığı için bu zarın adına HYMEN denilmiştir
Kızlık zarının insanlık için önemi öncelikle kültüreldir. |
Yapısı nedir?
Kızlık halkası, bekaret zarı, kızlık perdesi gibi isimlerin de verildiği hymen ,mukoza dediğimiz ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir., Vagina mukozasının devamından ve vagina ağzında bir kıvrıntı meydana getirmesinden oluşmuş bir zardır. Ön yüzü daha çok deri, arka yüzü ise mukoza karakterindedir. Hymenin ortasında normal olarak menstruasyon kanının ve vajende üretilen sıvıların akması için bir açıklık vardır.
Herkes de kızlık zarı varmıdır?
Bazı kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir.Yokluğu çok nadirdir
Kızlık zarı nerededir?
Kızlık zarı vajina (dölyolu) girişinde yaklaşık 2-3 cm. içeridedir.
Herkesin kızlık zarı aynı mıdır?
Vaginal girişin ve çevresindeki organların gerilme kapasitesi östrojen hormonuna bağlıdır. Östrojen, zarı pembe-beyaz ve daha kalın yapar. Düşük östrojen düzeyinde ise zar daha kırmızı ve incedir. Biyolojik kızlık zarı şekillenmesi genellikle kişinin doğumundan önce ortaya çıkar. Kızlık zarının açılması biyolojik mekanizma ve minicik doğal yırtılmalar ile oluşur. Genellikle minik yırtılmaların tümü ön taraftadır. Zar şekillenmesinde enfeksiyon, darbe ve hormonal nedenlerin meydana getirdiği değişiklikler rol oynar
Daha basitçe şöyle diyebiliriz; kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı altı-yedi çeşide ayırabiliriz. Bunlar;
|
Annuler kızlık zarı
Yani HALKA ŞEKLİNDE KIZLIK ZARI en sık rastlananıdır. |
|
Semilunar kızlık zarı
Yani YARIM HALKA veya ESNEK ZAR olarak bilinen kızlık zarı.
Zarın dıştan içe kalınlığı fazla olmadığı için genelde ilişki sırasında yırtılmaz. Ancak doğum sırasında yırtılır. |
|
Septalı kızlık zarı,
Yani PERDELİ veya BÖLMELİ KIZLIK ZARI |
|
Cribriformis kızlık zarı
Yani DELİKLİ veya ELEK TARZINDA KIZLIK ZARI, |
Daha detaylı ve tıbbi bir sınıflandırma ise şöyle yapılabilinir;
A- Şekillerine göre:
1) Tipik hymenler
a) Halka şeklinde hymen (H. annulare)
b) Yarımay şeklinde hymen (H. semilunare)
c) Dudak şeklinde hymen (H. labiale)
2) Atipik hymenler
a) Deliksiz hymenler (H. imperforatus)
b) Kalbur şeklinde hymen (H. septatus)
c) Kupa kağıdı şeklinde hymen
B- Karakterine göre:
1) Deliğin karakteri
a) Çok küçük delik
b) Orta boy delik
c) Çok geniş delik
2) Serbest kenarın karakteri
a) Düz kenarlı
b) İnce tırtıklı (H denticulaire)
c) Derin çentikli (loblu hymen)
d) Çiçek tacı (H corollaire)
e) Saçaklı (H fronge)
f) Katmerli
C- Mukavemetine göre:
1) Zayıf
a) Tül gibi ince
2) Sağlam
a) Lifli (H fibroze)
b) Tendon kıvamında (H tendinoze)
c) Kıkırdağımsı (H kartilajinoze)
D- Elastikiyetine göre:
1) Lastik gibi genişleyen
2) Elastikyeti hiç olmayan
Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?
-İlişki dışında nadir olarak bazen uzakdoğu sporu ,jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda,kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.
Kızlık zarının yırtıldığını nasıl anlaşılır?
Kızlık zarının yırtıldığı ancak muayene sırasında anlaşılır,şöyle oldu-böyle oldu acaba yırtılmış mıdır gibi yorumlar olmaz,tek anlama yolu bir kadın doğum uzmanına muayene olmaktır.
Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşir mi? Kapanır mı?
-Hayır,farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman kendiliğinden tekrar birleşmez.
Masturbasyon yaparken yırtılabilir mi?
-Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapıyorsanız yırtılmaz.
Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görür mü?
-Bu kızlık zarının tipine bağlıdır,bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi,bazıları da yırtılabilir.
Ya yırtılmazsa?
-Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak açılabilir.
Çok kanar mı ?
-Hayır,pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır) bir kaç damla kan gelebilir.
Kızlık zarımı kendim kontrol edebilir miyim?
-Hayır ,uygun pozisyonu aldığınızda ayna yardımı ile sadece görebilirsiniz fakat tıbbi bilginiz yetersiz olduğu için hiçbir yorum yapamazsınız.
Kim kontrol edebilir?
-Sadece bir kadın doğum uzmanı bu konuda size yardımcı olabilecektir.
Kontrol sırasında acır mı? veya zarar gelebilir mi?
-Hiç bir acı hissetmeyeceğiniz gibi, hiç bir zararda gelmeyecektir. Bu konuda bir şüpheniz veya sıkıntınız varsa muayeneye gidiniz.Kimse bu konuda muayene olmanızı garip karşılamayacaktır. |

Tüm cinsel bozuklukları üç gruba ayırabiliriz.
-
1-PARAFİLİLER (CİNSEL SAPMALAR)
2-CİNSEL KİMLİK BOZUKLUKLARI
3-CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI
1-PARAFİLİLER
Bir kişinin cinsel açıdan uyarılabilmesi için çeşitli nesneler, eylemler içeren tekrarlayıcı ve yoğun dürtü, fantezi ve davranışlara gereksinim duymasıdır.
ÖRNEK:
Egzibisyonizm: Teşhircilik
Fetişizm: Yalnızca belli nesnelerle uyarılabilme
Pedofili: Çocuklara yönelik cinsel ilgi
Zoofili: Hayvanlara yönelik cinsel ilgi
Nekrofili:Ölülere yönelik cinsel ilgi
Mazohizm:Acı çekerek uyarılabilme
Sadizm: Acı yaşatarak uyarılabilme
2-CİNSEL KİMLİK BOZUKLUKLARI (TRANSSEKSÜALİTE)
Kişinin kendi biyolojik cinsiyetini kabul etmemesi ondan rahatsızlık duymasıdır.Kendi cinsel organını reddeder, karşı cinsin kimliğine uygun tutum davranış ve rolleri benimser.Karşı cins gibi giyinir ve davranır.Bazı uygun vakalarda cinsiyet değiştirme operasyonu uygulanabilir.Ancak bu operasyon ciddi bir psikolojik hazırlık ve psikoterapi sürecinden sonra hekimlerin onayı ve mahkeme kararı ile gerçekleşir.
3-CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI
Cinsel yanıt evrelerindeki cinsel istek, uyarılma ve orgazm aşamalarındaki aksamalardan kaynaklanmıştır.
Cinsel işlev bozuklukları multidisipliner bir alandır.Hem tanı hem tedavi açısından disiplinler arası bir işbirliği gerekmektedir.(Jinekoloji,üroloji,endokrinoloji,psikiyatri)R
Yapılan araştırmalar kadın ve erkeklerde her 3 kişiden birinin hayatlarının herhangi bir döneminde cinsel işlev bozukluğu yaşadıklarını ortaya koymuştur.
Cinsel İşlev Bozuklukları
1-Cinsel İstek ve arzu bozuklukları
2-Cinsel uyarılma bozuklukları
3-Orgazmla ilgili bozukluklar(Anorgazmi)
4-Cinsel ağrı bozuklukları(Vajinismus,Disparoni)
5-Psikiyatrik bozukluklara bağlı cinsel işlev bozuklukları (Depresyon,Anksiyete)
6-Başka tıbbi durumlara bağlı cinsel işlev bozuklukları(Diyabet, nörolojik hastalıklar, hormon bozuklukları)
7-Alkol ve madde kullanımına bağlı cinsel işlev bozuklukları
CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARININ PSİKOLOJİK NEDENLERİ
Cinsel işlev bozukluklarının hem bedensel (organik) hem de psikolojik nedenleri vardır.C.İ.B.in ortaya çıkmasında çok fazla psikolojik faktör rol oynar.
-Erken çocukluk dönemine ait bilinçaltı çatışmalar
-Çocukluk ve ergenlik dönemine ait psikoseksüel gelişim dönemlerindeki aksaklıklar
-Yanlış öğrenilmiş cinsel davranışlar
-Eksik ve yanlış cinsel bilgiler
-Cinsellikle ilgili abartılı beklentiler
-Geleneksel ve tutucu yetiştirilme biçimi
-Utanma ,günahkarlık ve suçluluk duyguları
-Eşler arasındaki uyumsuzluk ve iletişim sorunları
-Depresyon ve anksiyete gibi cinsel yaşamı etkileyen psikolojitk sorunlar

l- EREKTIL DISFONKSIYON ( EREKSIYON BOZUKLUĞU)
Yeterli bir cinsel ilişki için yeterli bir sertleşmeyi kalıcı bir biçimde sağlayamama veya sürdürememe durumu olarak tanımlanabilir. Erektil disfonksiyon tanısının konabilmesi için bu sorunun tekrarlayıcı veya uzun süreli olması gereklidir. Bu konudaki yanlış bilgiler nedeniyle erkekler bir kez bile ereksiyon sağlayamadıklarında paniğe kapılmaktadırlar. Toplumda yaygın olarak bulunan erektil disfonksiyon çoğunlukla psikolojiktir ama organik nedenlerle de ortaya çıkabilir. Bunlar; Hipertansiyon, yaşlanma, diyabet, sistemik hastalıklar sigara ve alkol kullanımı......gibi
Sorun Psikolojik ise Cinsel Terapi ile tamamen ortadan kalkar.
2- ERKEN BOŞALMA
Erken boşalma çok az bir cinsel uyarıyla bile kişinin isteğinden veya planladığından daha önce boşalması, yani boşalmasını denetleyememesi, erteleyememesidir.
Tıbbi açıdan erken boşalma, kişinin boşalma reflexi üzerinde istemli denetiminin bulunmaması, henüz öğrenilememiş olmasıdır. Süre; birleşmeden önce boşalma yada 1-3 dakikalık cinsel birleşme süresi kesin olarak erken boşalmadır. 4- 7 dakika arası ise kişinin veya partnerinin sorun olarak görmesi, doyum sorunları yaşamaları durumunda erken boşalma sayılabilir. Her 4 - 5 erkekten birisinde erken boşalma sorunu vardır. Her toplumda oldukça sık rastlanır.
Erken boşalmanın tedavisi; yalnız cinsel terapi ile mümkündür. Cinsel terapide kişiye boşalma kontrolü öğretilir.
Kişi bir kez boşalma kontrolünü öğrendiğinde yaşam boyu tedavi olmuştur.
ERKEK CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİ
Erkeklerde en sık sorun olan erken boşalma, genellikle psikolojik nedenlerle ortaya çıkar. başarılı bir cinsel terapi ile kalıcı olarak tedavi edilir.Erken boşalmanın birkaç şekli olabilir.girişten önce boşalanlar , girer girmez boşalanlar,girişten birkaç saniye içinde kontrolsüz olarak boşalanlar, girişten sonra kendi iradeleri dışında boşalanlar.Erken boşalmanın ağır şekilde olanları çiftlerin cinsel hazzı ve mutluluğu için mutlaka tedavi edilmelidir.Erkeklerin yarısından fazlası erken boşalma sorunları yaşamaktadır.En önemli nedeni kişinin boşalmayı kontrol edememiş olmasıdır.Nasıl ki çocuk idrarını kontrol etmeyi zamanla öğrenirse ,erkekte yaşamının başında boşalmayı kontrol etmeyi bilmez .Üstelik aşırı heyecan,yakalanma endişesi ,uygunsuz ortamlar boşalma kontrolünün öğrenilmesini zorlaştırır.Çeşitli nedenlerden dolayı erkeklerin bir kısmı boşalmayı kontrol etmeyi öğrenemez.Erken boşalma cinsel terapi ile tedavi edilir.Tedavide boşalmanın tümüyle erkeğin denetimine geçmesini amaçlarız.Başarılı bir cinsel terapiden sonra erkekler boşalmayı kendi denetimlerine almayı canları ne zaman isterse o zaman boşalmayı öğrenirler.

- CINSEL ISTEK VE UYARILMA BOZUKLUĞU
- CİNSEL TİKSİNTİ BOZUKLUĞU
- ORGAZM BOZUKLUĞU
- CİNSEL AĞRI BOZUKLUKLARI ( VAJİNİSMUS, DİSPARONİ)
- GENEL TIBBİ DURUMA BAĞLI CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI
1- CINSEL ISTEK VE UYARILMA BOZUKLUĞU
Genelde kadınlarda, erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Cinsel istekte azalma, cinsel düşünce ve fantezilerin, cinsel birleşme ve orgazma ulaşma sıklığının azlığı yada yokluğu, cinsel bir etkinliği başlatma, katılma veya cevap verme motivasyonunun yetersizliği olarak tanımlanır. Nedeni çoğunlukla psikolojiktir. Psikolojik nedenlere bağlıdır. Cinselliğin yasaklandığı, tutucu toplum ve kültürlerde sık görülür. Küçük yaşlarda başlayan ailesel ve toplumsal baskıların sonucu olarak cinsel güdülerinde bastırılması ile kadın cinselliğe hatta kendi bedenine bile yabancılaşabilir. Tek tedavisi cinsel terapidir. Önceleri sorun yokken sonradan ortaya çıkan cinsel istek azlığına; Geçirilen kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, emzirme dönemi, menopoz, depresyon ve eşle olan uyum sorunları ve çatışmalar, cinsel travma ve şiddet görme neden sayılabilir.
Psikoterapi ile sorun tamamen düzelir.
2- CINSEL TIKSINTI BOZUKLUGU
Cinsel ilişki kurmaktan sürekli ve aşın biçimde tiksinti duyma ve bu nedenle cinsellikten kaçınmaktır. Diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha az görülebilir.
Sorun Psikoterapi ile tamamen ortadan kalkar.
3- ORGAZM BOZUKLUGU
Yeterli cinsel uyarıya rağmen çoğunlukla veya sıklıkla orgazmın yaşanmaması veya çok güçlükle ulaşılabilmesidir. Kadınların yaklaşık üçte biri çeşitli derecelerde orgazm sorunları yaşamaktadırlar. En önemli psikolojik nedenleri arasında tutucu değer yargılan, suçluluk duygulan, cinsel travmalar, yetersiz ve yanlış bilgiler, eşle olan güncel veya duygusal iletişim bozuklukları, yetersiz ön sevişme ve cinsel uyarılma, eşteki erken boşalma veya ereksiyon güçlüğü sayılabilir. Kadında orgazm bozukluğu bazı nedenlerden dolayı sonradan da ortaya çıkabilir. Eşler arasındaki uyumsuzluk, evlilik içi çatışma, cinsel travma, çeşitli jinekolojik ve sistemik hastalıklar kullanılan ilaçlar, alkol, uyuşturucu madde kullanımı, depresyon, menopoz, yaşlılık ve diğer cinsel işlev bozuklukları... gibi
Sorun Psikoterapi ile tamamen düzelir.
4- CİNSEL AĞRI BOZUKLUKLARI (DİSPARONİ ,VAJİNİSMUS)
DISPARONİ
( Ağrılı cinsel ilişki ). Cinsel ilişki sırasında devamlı ve tekrarlayan dönemlerde ağrı olmasıdır.Vajinal enfeksiyon, yaşa bağlı vajinal hücre kaybı gibi nedenlerle olabileceği gibi psikolojik faktörlerle de gelişebilir. Vajinismusun hafif formu olarak düşünülebilir.
Kadınlarda Cinsel İşlev Bozuklukları
Cinsel İstek Azlığı : %27.33
Uyarılma Bozukluğu : %18
Orgazm Bozukluğu : %25
Disparoni-Vajinismus : %11
Cinsel İşlev Bozuklukları Psikolojik Nedenleri
1- Erken çocukluk dönemine ait bilinç altı çatışmalar, travmatik yaşantılar
2- Çocukluk ve ergenlik dönemlerine ait psiko-seksüel gelişim dönemlerindeki aksak-lıklar.
3- Yanlış, yetersiz ev eksik öğrenilmiş bilgiler(Cinsel Mitler)
4- Cinsellikle ilgili abartılı beklentiler
5- Geleneksel katı ve tutucu yetiştirilme tarzı
6- Utanma, ayıp, günah, suçluluk ve günahkarlık duyguları
7- Eşler arasındaki uyumsuzluk, evlilik içi sorun ve çatışmalar
8- Eşteki cinsel sorunlar
9- Cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyen Anksiyete ve Depresyon gibi psikiyatrik sorunlar.
10- Kişinin kendi bedeni ve cinsel organı ile ilgili olumsuz düşünce inanışları.
Cinsel İşlev Bozuklukları Organik Nedenleri
1- Kardio-Vasküler hastalıklar
2- Nörolojik bozukluklar
3- Endokrinolojik Hastalıklar
4- Enfeksiyon hastalıkları
5- Genetik Hastalıklar(Cinsel organların yapısal bozuklukları)
İyi bir cinsel işlev için uygun eş uygun zaman ve uygun ortam bulunmalıdır.

Cinsel ilişkinin gerçekleşememesi - Cinsel İlişkiye Girememe - Birleşememe )
Vajinismus, cinsel birleşme denendiğinde vajinanın dış üçte bir kaslarında tekrarlayıcı veya sürekli bir biçimde oluşan istem dışı kasılmalar nedeniyle cinsel birleşmenin gerçekleşmemesi veya ağrılı, acılı olarak gerçekleşmesidir. Bu kasılma istem dışıdır. Yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. Bu kasılmaya yalnız vajina kasları değil, tüm bedendeki kasların kasılması, bacakların kapanması, cinsel birleşmeden kaçınma davranıştan da eşlik eder.
Bir yandan ilişkiden korkup istem dışı kasılan, vücuduyla tepkiler veren kadın,, bir yandan da cinsel ilişkiye girmek ister. Uyarılma ve orgazmı sınırlı sevişme ile yaşar, tam ilişkiye girmeyi çok istiyordur ama ilişki denendiğinde vajina kasları onun istemi dışında kasıldığı için ilişki mümkün olamamaktadır. Bu durum kadında yoğun endişe, korku, sıkıntı, ağlama, fenalaşma... gibi paniğe benzer duygular ve davranışlar ortaya çıkartır. Yani vajinismuslu kadın girişe karşı fobik bir tepki verir. Her deneme sonucu bir kısır döngü olarak kasılma ortaya çıkar. Bu nedenle vajinismus sorunu tedavisiz kendi kendine düzelmez. Elbet bir gün düzelir beklentisi içinde olan çiftler boşuna zaman geçirirler. Yıllan bulan uzamış vajinismus vakaları vardır (28-30 yıl) Vajinismus sorunu olan kadınların çoğu kendi cinsel organlarında bir anormallik olduğuna, vajinanın veya kızlık zarının bir duvar oluşturduğuna, oraya bir şeyin girmesinin olanaksız olduğuna inanırlar, jinekolojik muayenede güçlük çekerler, bacaklarını açmakta zorlanırlar, çoğu kez kendi cinsel organlarına bakamaz ve elleyemezler . Vajinanın penisi içine alamayacak kadar dar olduğuna, vajinanın parçalanacağına, çok acı duyacaklarına, aşırı kanama yaşayacaklarına inanırlar.
-Vajinismus kadınlarda en çok görülen cinsel işlev bozukluğudur.
- Ülkemizde vajinismus batı ülkelerinden daha fazla görülmektedir.
-Vajinismuslu kadınlarda cinsel istek, uyarılma ve orgazm bozuklukları yoktur.
VAJINISMUS NE ZAMAN ORTAYA ÇIKIYOR?
Vajinismus cinsel yaşamın başlangıcında, sıklıkla evliliğin " ilk gece" sinde "ilk cinsel birleşme" denendiğinde ortaya çıkar. Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerin çoğu bunun yalnız kendilerinin yaşadığı bir felaket olduğunu düşünürler. Ne olduğunu anlayamaz, kimseye anlatamaz, kime başvuracaklarını bilemez, ailelerine açamaz, uzun yıllar bir sır olarak saklarlar. Bu , sorun kadının; Eksiklik,güvensizlik, suçluluk duygulan yaşamasına, erkeğin ise eşine karşı öfke, sevilmeme, istenmeme başarısızlık, reddedilme duyguları ve cinsel işlev bozuklukları ( ereksiyon güçlüğü, erken boşalma) yaşamasına neden olur
Bazen bu durum; bekaret konusunda şüpheye, adli olaylara, şiddet davranışlarına, boşanmaya kadar gider. Birbirlerini seven çiftler ise uzun yıllar boyu evliliklerini devam ettirirler. ( l yıldan 28 yıla kadar uzayan vajinismus vakaları görülmüştür).Tekrarlanan denemeler sonunda yaşanan hayal kırıklıkları çiftin cinsellikten uzaklaşmasına neden olur. Ailelerin sorunu bilmeleri
çoğunlukla baskı oluşturur. Bazı aileler hocaları ve doktorları dolaştırır, tedavi yollan ararken bazı ailelerde gençlerin boşanmalarına sebep olabilirler. İlk başvurulan uzmanlar jinekologlardır. Çoğunlukla jinekolojik bir sorun bulunmaz ama bunlar muayene olmakta bile zorlanırlar, çünkü vajinaya yaklaşıldığında korku ile kasılma ve bacakların kapanması tepkisi ortaya çıkar. Vajinal girişteki kasılma, jel, alkol, ilaç kullanmakla lokal veya total anestezik uygulamalarla düzelmez kızlık zan ile ilgisi olmadığı için kızlık zan öpere edilse bile düzelmez hatta kadında bir travma oluşturur.Bazı hekimler, kadına veya çifte anestezik maddeler vererek cinsel birleşmeyi sağladıklarını düşünebilirler. Bu durumda, vajinadaki kasılma ortadan kalkacağı için bazen bir kereliğine mahsus cinsel birleşme olabilir. Ama daha sonra her cinsel ilişkide anestezik maddeler kullanılırsa cinselliğin mekanik olmaktan daha önemli ama çoğunlukla vajina kasları yeterince açılmadığı için seksiyo ile doğum yaparlar.
- Vajinismusun her hangi bir ilaç veya operasyonla tedavisi mümkün değildir. Yalnızca cinsel tedaviler konusunda uzmanlaşmış terapistler tarafından uygulanan cinsel terapi ile düzelir. Vajinismus ülkemizde başarı ile tedavi edilmektedir.
BLAZER - vajinismus; vajnanın cinsel birleşme için çok küçük olduğu
düşüncesi, birleşme sırasında acı duyulacağı korkusu, cinselliğin tiksindirici olarak değerlendirilmesi, hamilelik korkusu gibi nedenlerden kaynaklandığını ifade olan psikolojik yönü unutulmuş olmaz mı? Üstelik partnerlerde bu durumda cinsel ilişki kurmak isteyemeyeceklerdir. Bir kez cinsel birleşme olması vajinismusu ortadan kaldırmaz. Vajinismuslu kadınlar olasılık düşük olmakla birlikte gebe kalabilirler etmiştir.
MASTERS VE JOHNSON; vajinismusun dini inançlardan, psikoseksüel travmalardan ve ağrılı cinsel birleşmeden kaynaklanabileceğini bildirmişlerdir.
Birçok araştırmacıya göre giriş sırasında ağrı beklentisi koşullanmış korku yanıtı haline dönüşür ve vajina kaslarının kasılmasına neden olur.
" 200 VAJİNİSMUS VAKASI VE EŞLERİNİN PSİKOLOJİK YÖNDEN İNCELENMESİ" konulu araştırmamdan bazı özet sonuçlar vermek istiyorum. Bu araştırmam 3.- ulusal cinsel işlev bozuklukları kongresinde (29-31 mart 2002 İst. ) sunulmuştur.
"200 VAJİNİSMUS VAKASI VE EŞLERİNİN PSİKOLOJİK YÖNDEN İNCELENMESİ"
konulu araştırmamdan bazı özet sonuçlar vermek istiyorum. Bu araştırmam 3. ulusal cinsel işlev bozuklukları kongresinde (29-31 mart 2002 İst. ) sunulmuştur.
| VAJİNİSMUSU ORTAYA ÇIKARAN FAKTÖRLER |
| İlk ilişkide aşırı acı duyma |
36 |
%18,0 |
| Çocukken tacize uğrama |
21 |
%10,5 |
| Anne - Babaların cinsel ilişkilerine tanık olma |
5 |
%2,5 |
| Doğum olayına tanık olma |
4 |
%2,0 |
| Cinselliği pis ve kirli algılama |
9 |
%4,5 |
| Cinsel bölgede fiziksel travma yaşama |
3 |
%1,5 |
| Abartılı yanlış yetersiz bilgilerden etkilenme (korkunun ortaya çıkması) |
122 |
%61 |
| TOPLAM |
200 |
%100 |
| HASTALARIN SORUNA İLİŞKİN KORKULARI |
| Ağrı ve acı duyma korkusu |
114 |
%57,0 |
| Aşırı kanama korkusu |
31 |
%14,5 |
| Yırtılma parçalanma korkusu |
18 |
%9,0 |
| Bayılma ölme korkusu |
11 |
%5,5 |
| Penisin içerde kalması kitlenme korkusu |
17 |
%8,5 |
| Pislik iğrenme korkusu |
9 |
%4,5 |
| TOPLAM |
200 |
%100 |
| SORUN KARŞISINDA EŞLERİN GÖSTERDİĞİ TUTUM |
| Anlayışlı |
145 |
%72,5 |
| Çok anlayışlı |
34 |
%17,0 |
| Anlayışsız ve baskılı |
21 |
%10,5 |
| TOPLAM |
200 |
%100 |
| VAJİNUSMUS VAKALARININ TERAPİ SÜRECİNDEKİ SEANS SAYILARI |
| 3 seans |
6 Vaka |
%3,0 |
| 5 seans |
22 Vaka |
%11,0 |
| 6 seans |
36 Vaka |
%18,0 |
| 7 seans |
74 Vaka |
%37,0 |
| 8 seans |
54 Vaka |
%27,0 |
| 9 seans |
8 Vaka |
%4,0 |
| TOPLAM |
200 |
%100 |
Tabloda görüldüğü gibi tedavi 3-9 seans arasında sürmekte ve iyi sonuç alınmaktadır.
SONUÇ;
Uzamış vajinismus sorunlu hastaların eşlerinin ( kocaların ) çok anlayışlı tutum izlemelerinin sebebi; kendi cinsel sorunlarıyla yüzleşmekten korkup kaçındıkları içindir. Vajinismuslu vakaların eşlerinin ( kocaların ) bir çoğu bilgisizlik ve deneyimsizlikleri yüzünden sorunun kendilerinde olduğunu düşünerek ürologlara gidip tedavi olmaya çalışırlar. Kadındaki vajinismus sorunundan habersiz olan ürologlar da onları tedavi etmeye çalışırlar. Bu nedenle cinsel işlev sorunu yaşayan eşlerin birlikte incelenip çok iyi teşhis edilmeleri gerekmektedir.
VAJINISMUSUN NEDENLERI
1- DENEMELERDE ACI DUYMA
Daha önce yaşanan cinsel ilişkideki fiziksel bir acı duygusuna karşı, kişinin elinde olmadan gelişen bedensel bir tepki. Önceki cinsel birleşme deneyiminde kadının canı yanmışsa veya bir zedelenme olmuşsa istem dışı bir korunma biçimi olarak vajinusmus ortaya çıkabilir. İlk ilişkide erkeğin kadını hazırlamadan, ön sevişme yapmadan, sert ve kaba davranarak cinsel birleşmeye zorlaması sırasında acı duyması vajinismusu ortaya çıkartabilir.
2- ISTEMEDEN, ZORLA EVLENDIRILME VEYA ESINI SEVMEME;
bilinçli veya bilinç dışı cinsel birleşmeden kaçmaya neden olabilir
3- TOPLUMSAL BASKILAR; BASKICI VE OTORİTER AİLE
Cinselliğin ayıp, günah, pis, kirli , tabu olanak görüldüğü toplumlarda büyüme, Aileler kızlarını küçük yaştan itibaren bekaretin çok önemli olduğuna, onu çok iyi korumaları gerektiğine şartlandırır. Kızlarda büyüyüp evlendiklerinde, kullandıkları " bastırma" mekanizması sonucunda koruma davranışından vazgeçemez. Genç kızlıktan kadınlığa geçişte direnç gösterebilirler. Vajinismuslu kadın cinsel ilişkiden kaçınmak için bedeniyle bir çeşit savunma içine girerek adeta bir savaş verir, aslında cinsel ilişkiye girmeyi çok istemektedir. Bu ikilem içinde yoğun psikolojik çatışmalar yaşarken neden böyle davrandığın kendisi de bilmeyebilir. Uzmanlar; aile baskısı nedeniyle, bekaretin korunmasıyla ile ilgili yargıların kadında iz bıraktığına inanırlar. Utanma, ayıp, suçluluk ve günahkarlık duygulan da vajinusmusu ortaya çıkartır.Araştırmalara göre vajinismuslu kadınlar babanın otorite figürü olduğu bir ailede büyümekte ve fiziksel şiddet görmekte, bu kadınların babalarında otorite saplantısı,ceza uygulama,alkolizm ve psikopati saplanmakta ,vajinismuslu kadınların babalarıyla yakın ve duygusal ilişki kurma olanaklarının az olduğu saptanmıştır.
4- YANLIS VE YETERSIZ BILGILERDEN ETKILENME ( CINSEL KONULARDA BILGISIZLIK )
Toplumumuzda cinsellik halen tabudur ve cinsel eğitim verilmez. Bu nedenle genç kızlar bu konuda doğruyu bilmemekte kulaktan kulağa yanlış ve yetersiz bilgiler alarak ilk ilişkiyi çok korkutucu, ürkütücü hatta yaşamlarının çok önemli bir dönüm noktası gibi algılarlar. Örneğin cinsel ilişki sırasında veya kızlık zarının yırtılması sırasında çok fazla acı çekeceklerine, aşın kanama olacağına, vajinanın parçalanacağına bayılıp fenalaşacaklarına, hastanelik olacaklarına, hatta öleceklerine, penisin vajina içine girip tekrar çıkmayacağına ( kilitlenip kalacağına ) v.b. gibi abartılı ve yanlış bilgilere inanırlar. Bu inançlar yüzünden cinsel ilişkiye girme ( deneme ) sırasında aşın abartılı korkular yaşarlar, bunun sonucunda da vajinismus ortaya çıkar. Ülkemizde en sık görülen nedenidir
5- BASARIZLIK KORKUSU ( PERFORMANS KAYGISI );
Kadının, ilişkide yine başarısız olacağım, düşünceleri ile yaşadığı endişe, korku ve kaygı nedeniyle vajinismus ortaya çıkabilir.
6- CİNSEL ÖZDEŞİM BOZUKLUĞU;
Kadının kendi cinsi ile değil de karşı cinsle özdeşim kurup, karşı cinse karşı bir istek ve arzu duymayışı nedeniyle bilinç altı cinsellikten kaçma nedeniyle vajinismus ortaya çıkar.
7- CİNSEL TRAVMA YASAMA;
Cinsel taciz ve tecavüze uğrayan, yada encest yaşamış kadınlarda vajinismus gelişebilir.
8- HAMILELIK KORKUSU;
Doğum yapmaktan korkan kadın ilişki sırasında hamile kalma korkusu nedeni ile istem dışı kasılabilir.
9- ÇOCUKKEN CINSEL İLİŞKİYE TANIK OLMA;
( anne - babanın ) veya filmlerde bu konuyla ilgili kötü, ürkütücü sahneler görüp, etkilenme korkulan da vajinismusu ortaya çıkartabilir.
lO- CINSEL BÖLGELERDE FIZIKSEL TRAVMA YASAMA;
( Bisikletten düşme, cinsel organ üstüne düşme, acıma kanama v.s.)
11- ERKEK ÜSTÜNLÜGÜNE KARSI ÇIKIS;
Feministler vajinismusu neden tedavi edelim diye düşünürler.
12- OBSESSIF KİŞİLİK ÖZELLIKLERI TASIYAN;
Mükemmeliyetçi ve ritüelleri olan kadınlarda görülebilir.
13-KIZLIK ZARINI YİTİRME KORKUSU
Kızlık zarını yitirme korkusu yüzünden vajinismus gelişebilir.Kızlık zarının değerli ve kutsal olması , korunmasına önem verilmesi ,geleneksel toplumlarda vajinismusun ortaya çıkmasında önemli nedendir.Çocukluğundan itibaren kızlık zarını özenle koruması öğretilmiş bir kadın evlendiği zaman bile sahip olduğu bu değerli varlığı kaybetmek istemeyebilir.
14-EŞLERİN (KOCALARIN ROLÜ)
Vajinismuslu kadınların eşlerininde bu sorunda önemli rolleri vardır.Araştırmalara göre eşler pasif, bağımlı, aşırı düşünceli , hassas , eşleri ile bilinçdışı bir anlaşma içinde , cinsel birleşmeden kaçınan, libidoları zayıf, cinsel bilgileri ve dene
16-EŞLER ARASINDAKİ UYUMSUZLUK VE İLETİŞİM SORUNLARI
Eşler arasındaki güncel sorunlar anlaşmazlıklar, çatışmalar, uyuşmazlıklarda cinsel sorunların ortaya çıkmasına neden olur.
Vajinismus kentli, okumuş meslek sahibi her düzeydeki kadında görülür. Yanlış yimleri az olan kişilerdir.
15-AŞIRI VE OLUMSUZ DİNSEL ŞARTLANMALAR
Vajinismuslu kadınların büyüdüğü ailelerde ebeveynler normalden fazla dini inançlara sahiptirler.Cinsellikten uzaklığı saygınlaştırırlar.Cinselliği normal bir davranış olarak algılayamaz ve reddederler.Utanma,günahkarlık ve suçluluk duyguları ile sorun ortaya çıkabilir. bilgilenme ve baskı sonucu kadında penisi fobisi gelişir. Bu da kendisini korumaya yönelten bir davranışa dönüşür. Genellikle gelişmekte olan genç kızların duydukları ilk gece ile ilgili ağrı, acı ve kanamayla ilgili konuşmalar onlarda bu konuda abartılı bir korkunun gelişmesine neden olur.

-CİNSEL İŞLEVLERİ OLUMSUZ ETKİLEYEN HASTALIKLAR
1- KARDİOVASKÜLER HASTALIĞKLAR
Aterosklerotik hastalıklar, kalp yetmezliği
2- ÜROLOJİK HASTALIKLAR
Kronik böbrek yetmezliği, hidrosel, varikosel
3- HEPATİK HASTALIKLAR
Siroz
4- PULMONER HASTALIKLAR
Solunum yetmezlikleri
5- ENDOKRİN BOZUKLUKLAR
Diabet,hipofiz-adorenal testis eksenindeki bozukluklar,akromegali,adrenalneoplaziler,hipertroidi
6- NÖROLOJİK HASTALIKLAR
Multipl skleroz,Parkinson,temporal lob epilepsisi,omurilik hastalıkları,merkezi sinir sistemi tümörleri,genel paraziler,periferik nöropati
7- ENTOKSİKASYONLAR
Kurşun ,tarım ilaçları
8- İNFEKSİYON HASTALIKLARI
Elefantiyazis,kabakulak
9- GENEL DURUMU BOZAN SİSTEMİK HASTALIKLAR
CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞUNDA YAN ETKİSİ BULUNAN İLAÇ VE MADDELER
Diüretikler
Antidepressanlar
Psikotrop ilaçlar (Antipsikotikler,Antidepressanlar, hipnotik ilaçlar)
Anti ülser ilaçlar
Antihistamikler
Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar
Kardiyolojide kullanılan ilaçlar
Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar
Alkol ve uyuşturucu maddeler

Kadın ve erkekte gördüğümüz cinsel işlev bozukluklarının nedeni psikolojik ise uygulanan psikoterapi yöntemleri ile tamamen tedavi edilebilir.
Ülkemizde cinsel işlev bozukluklarına sık rastlanmasının başlıca nedenleri cinselliğin hala tabu olması, bakireliğin önemi ve cinsel konularda bilgi eksikliğinin, ( yanlış bilgilenme) bulunmasıdır.
Cinsel konularda doğru bilgi sahibi olmayan genç kızların çevrelerinden yanlış abartılı ve yetersiz cinsel bilgiler almaları, ilk cinsel ilişki deneyimlerini kötü yaşamaları, eşlerinin kaba ve anlayışsız davranarak, ön sevişmesiz cinsel ilişkiye girmek istemeleri bu konuda korkusu olan kadını daha fazla korkutacaktır.
Vajinismus sorunlu kadınlar kişilik yönünden genellikle hassas, çok duygusal, çabuk telkine gelebilen, kırılgan, çocuksu ve nevrotik özellikler gösterirler.
Ülkemizde kızlık zarına yüklenen büyük anlam, vajinismusun sık görülmesinin bir nedenidir. Tutucu ve baskılı aileler de yetişen kadınlar yüksek kültür ve eğitim düzeyinde sahip olsalar bile vajinismus sorunu yaşayabilirler.
Okullarımızda kaliteli ve yeterli düzeyde verilecek cinsel eğitimle bu sorunun ülkemizde azalacağı düşüncesindeyim.
Her hastalıkta olduğu gibi vajinismusta' da önce tanıyı koymak ve nedenini ortaya çıkartmak çok önemlidir. Psikolojik nedenlerle ortaya çıkan vajinismus sorunu ancak bu konuda yeterli eğitimi almış cinsel terapistlerce çözülür. Ülkemizde cinsel terapistin kim olduğunu bilmeyen kişiler önce jinekologlara giderler. Jinekologlarda eğer organik bir neden yoksa terapistlere yönlendirmelidirler. Vajinismuslu kadını eşi ile birlikte tedaviye almak gerekmektedir. Çünkü bu sorun aslında iki kişinin sorunudur. Çifti önce çok iyi dinleyip, sorunun kimde, nasıl, neden ortaya çıktığı hakkında bilgiler almalıyız. Hastanın çocukluğuna kadar inip, ailesi, yaşantısı, geçirdiği cinsel travmalarla ilgili bilgiler alındıktan sonra cinsel bilgilendirme, kadın ve erkeğin anatomik, fizyolojik, jinekolojik, psikolojik özelliklerinin öğretilmesi ile tedaviye başlanır. Cinsel tedavi sırasında cinsel birleşmeye yasak konur, kadının kendi organını tanıması, bakması, benimsemesi, eliyle dokunması önerilir. Kegel ve gevşeme egzersizleri ile rahatlama sağlanır. Haftalık verilen ödevlerle hastanın korkuları ve kasılmaları yok edilerek sağlıklı ,bilinçli, isteyerek ve haz alarak cinsel ilişkiye girmesi sağlanır. Haftalık olarak verilen ev ödevleri gereği gibi yapıldığı takdirde ortalama 6-8 seansta tedavi sonuçlanır.Tedavinin kaç seans süreceği hastanın motivasyonuna ve ev ödevlerini yapışına göre değişir. Zamanı sınırlı olan veya başka şehirlerden gelen hastalar haftada 2 veya 3 seans tedaviye alınarak çok daha kısa bir sürede tedavi sonlandırılır.
Benimsediğimiz ve uyguladığımız tedavi ilkeleri:
1- İki tarafın birbirlerine karşı cinsel ilgi ve istek duymaları sağlanır. Güncel iletişim sorunları varsa tedaviye buradan başlanır.Terapi konusunda iki tarafında ortak sorumluluk almaları sağlanır.
2- Cinsel bilgiler verilir, doğru bilgilerin davranışlara yansıması sağlanır.
3- Cinsel inanç, kalıp yargı ve tutumlarda esneklik sağlanmaya çalışılır.
4- Sevişmelerde performans kaygısını azaltmak için cinsel ilişki yasaklanır.
5-Taraflar arasında iletişim sağlanması hedeflenir.
Kognitif ve davranışçı tekniklere dayalı cinsel terapi uygulamaları dışında dünyanın hiçbir yerinde hiçbir teknik ve ilaçla çözümü mümkün olmayan vajinismus tek bir seansla çözülemez. Vajinismus yaşayan çiftlerin çoğu bu durumu yalnız kendilerinin yaşadığını sanırlar. Oysa ki ülkemiz de bu sorunu yaşayan çok sayıda kadın vardır ve bu sorun tedavi edilebilen bir sorundur.
TEDAVİYE BAŞVURMA:
Eşlerin ayrılık tehditleri
Çocuk varmı? (Aile ve toplumsal baskılar)
Oluşan psikiyatrik hastalıklar (Depresyon,anksiyete, suicid riski)
Bu vakalar doğru adresi bulmakta zorlanırlar.Nereye kime başvuracaklarını bilemezler,genellikle jinekologlara başvururlar.
Bazı jinekologlarca kızlık zarının ameliyatı ile sorunun ortadan kalkacağı düşünülsede sorunun daha da ağırlaştığı görülür.
Ancak cinsel sorunlar bu konuda özel eğitim almış terapistlerce çözülür.
Toplumumuzca cinsellik hala tabu olduğu için ,bu konuya çıkarcı yaklaşarak hastaları maddi ve manevi yönden suistimal edip travma yaşatanlarda bulunmaktadır.
VAJİNİSMUSTA , YANLIŞ TEDAVİ YÖNTEMLERİ !!!!!!
1-KIZLIK ZARININ OPERASYONU
Kızlık zarının operasyonu sorunu çözmez. Sorunun kızlık zarı ile ilgisi yoktur.Sorun psikolojik olduğu için psikoterapi ile çözülür.
2-GENEL ANESTEZİ ALTINDA CİNSEL BİRLEŞME
Genel anestezi altında çiftlerin ilişkiye girmeleri sağlansa bile sürekliliği sağlanamayacağı için kesin çözüm değildir.Ayrıca bu yaklaşımda etik değildir.
3-UYUŞTURUCU POMATLAR,SPREYLER KULLANMAK YARARSIZDIR.
Etkileri geçici, sınırlı hatta zararlıdır.Bu ilaçlarla sorun çözülmez.
4-KADININ SARHOŞ EDİLMESİ SORUNU ÇÖZMEZ
5-SAKİNLEŞTİRİCİ İLAÇLAR YARARSIZDIR.
Üstelik cinsel isteği azaltırlar.
6-SICAK SU BANYOSU ,UYUŞTURUCU POMATLAR,AĞRI KESİCİ ,KAS GEVŞETİCİ SIKINTI GİDERİCİ İLAÇLARIN BİRLİKTE KULLANIMI
Sorunu çözmez.Sadece cinsel korkuları olan kasılması olmayan ,hafif vakalarda geçici
çözüm olabilir.
7- VAJİNAL BOTOKS UYGULAMASI ÇÖZÜM DEĞİLDİR.
BOTOKS vajina kaslarını felç eder.Geçici bir birleşme sağlanabilir ama botoksun etkisi geçtiği zaman vajinismus tekrar ortaya çıkabilir.Psikoterapi yapılmadığı için kadının cinselliği algılayışı değişmez, korkularından kurtulamaz, travması varsa ondan kurtulamaz.
8-TEK SEANSTA ÇÖZÜM MÜMKÜN OLMAZ
Tedavi edenin gözetiminde tedavi hem mümkün değildir.Hemde etik değildir.
Hastaları travmatize eder.
Bunlar ve bunlar gibi saçma ve etik olmayan daha kimbilir ne gibi tedavi yöntemleri vardır.Kimbilir?
Vajinismus sorununu çözen tek yöntem tüm dünyada uzun yıllardır kullanılan CİNSEL TERAPİDİR.BU TERAPİ YÖNTEMİ % 100 E YAKIN BAŞARI SAĞLAMAKTADIR.ÜLKEMİZDEDE CİNSEL TERAPİSTLER BU TEDAVİYİ BAŞARI İLE UYGULAMAKTADIR.
CİNSEL MİTLER (YANLIŞ İNANÇ VE KALIP YARGILAR)
1-CİNSEL İLİŞKİ CİNSEL BİRLEŞME DEMEKTİR
2-TÜM FİZİKSEL YAKLAŞIMLAR CİNSEL BİRLEŞMEYLE BİTMELİDİR.
3-ÇİFTLER İÇİN AYNI ANDA ORGAZM YAŞAMAK AMAÇ OLMALIDIR.
4-CİNSELLİK HAKKINDA KONUŞMAK VE DÜŞÜNMEK ONU BOZAR
5-CİNSELLİKTE BAŞARI ÇOK ÖNEMLİDİR.
6-İLK CİNSEL İLİŞKİDE BAŞARILI OLUNMAMASI DAHA SONRAKİLERDE DE BAŞARILI OLUNAMAYACAĞINI GÖSTERİR.
7-ERKEKLER CİNSELLİĞİN YALNIZ MEKANİK KISMI İLE İLGİLİDİR.DUYGUSALLIK KADINLARDA GÖRÜLÜR.
8-SEVİŞME SIRASINDA FANTEZİ KURMAK YANLIŞTIR.
9-ERKEKLERDE CİNSEL ORGANIN BOYUTU CİNSEL GÜCÜN GÖSTERGESİDİR.
10-MASTÜRBASYON ZARARLIDIR.CİNSEL GÜCE ETKİSİ VARDIR.
11-ORAL SEKS OLGUNLAŞMAMIŞLIĞIN GÖSTERGESİDİR.
12-ADET VE GEBELİK DÖNEMLERİNDE CİNSELLİKTEN KAÇINILMALIDIR.
13-ERKEKLER CİNSEL EYLEME HER AN HAZIR VE İSTEKLİDİR
14-KADINLARIN CİNSEL AÇIDAN PASİF OLMALARI CİNSEL EYLEMİ BAŞLATMAMALARI GEREKİR.
15-CİNSELLİK ÖĞRENİLEMEZ
16-CİNSELLİK PİS VE KİRLİDİR.
17-CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA KADINLAR “AĞRI-ACI “ DUYAR.
18-CİNSELLİK YALNIZ ÜREMEYE YÖNELİK BİR EYLEMDİR.
19-KALP KRİZİ VE FELÇ GEÇİREN ERKEKLER CİNSEL İLİŞKİDEN KAÇINMALIDIR.
20-ERKEKLİK HORMONU ALMAK CİNSEL GÜCÜ TÜMÜYLE ARTTIRIR.
21-İSTENMEYEN GEBELİĞİ ÖNLEMEK “KORUNMAK” YALNIZ KADININ SORUMLULUĞUNDADIR.
CİNSEL EĞİTİMİN AMAÇLARI
1-CİNSEL KONULARDA DOĞRU VE GEREKLİ BİLGİLERİ VERMEK
2-CİNSEL SORUNLARIN ORTAYA ÇIKMASINI ÖNLEMEK
3-BOŞANMALARI AZALTMAK
4-CİNSEL SAPMALARI AZALTMAK
5-CİNSEL SUÇLARI AZALTMAK
6-DOĞUM KONTROLÜNÜ ÖĞRETMEK
7-CİNSEL TEMASLA BULAŞAN HASTALIKLARI AZALTMAK
8-CİNSELLİKLE İLGİLİ İÇGÖRÜ KAZANDIRMAK.
Cinsel eğitimi, aile ,okul,medya,jinekologlar ve psikoloğlar verir.Ülkemizde geleneksel olarak kültürel ve dini nedenlerle cinsel eğitime gereği kadar yer verilememektedir.Ancak bazı okullarda pilot çalışmalara başlanmıştır.Bu konuya politikacıların eğilmesi ve gerekli yasaların çıkartılması gerekmektedir. |